Hassas Ayarlı Gezegen: Dünya

Bilgili Forum

Administrator
Yönetici
Katılım
29 Ağu 2021
Mesajlar
64,404
Tepki
2
Puan
38
"Biz gözümüzü açtıkça, bakışımızı kainatın yüzüne çevirdikçe ilk gözümüze ilişen umumi ve mükemmel bir düzen, kuşatıcı ve hassas bir dengedir. Müşahede ediyoruz ki, her şey ince bir düzen, hassas bir denge ve ölçü içindedir. Biraz daha dikkat edince, devamlı tazelenen bir düzen ve denge sağlama fiili gözümüze çarpıyor. Yani birisi o düzeni kusursuz bir şekilde değiştiriyor, o dengeyi ve ölçüyü gözeterek tazeliyor. Her şey muntazam ve ölçülü sayısız suret giydirilen birer model oluyor. Daha çok dikkat ettikçe o düzenli ve ölçülü işlerin altında bir hikmet ve adalet görünüyor. Her harekette bir hikmet ve amaç gözetiliyor, bir hak ve fayda takip ediliyor. Daha da dikkat ettikçe, oldukça hikmetli bir faaliyet içinde bir kudretin emareleri, eserleri ve her şeyin her halini kuşatan engin bir ilmin cilveleri şuurlu nazarımıza çarpıyor." Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat (1)

Dünya sistem bilimi, yerkürenin işleyişini inceleyen, nispeten yeni bir bilim dalı. NASA’nın 1983'de Dünya Sistem Bilimleri Komitesi’ni kurmasıyla ortaya çıktı. NASA bilim misyonunu açıklarken “Dünya’nın atmosferini, karalarını, okyanuslarını, buzlarını ve canlıları birbirine bağlı, tek sistemin parçaları olarak algılamalıyız” diyor. Dünya sistemi, birbirleriyle karmaşık ilişkileri olan çok çeşitli unsurları içeriyor. Miami Üniversitesi’nden Prof. Eugene Rankey ve USRA’dan (Universities Space Research Association) Martin Ruzek, Journal of Geoscience Education’da yayımlanan makalelerinde şunları söylüyor: “Gezegenimizin şartlarını belirleyen ahenkli fiziksel, biyolojik, kimyasal süreçleri anlatmak için senfoni benzetmesi kullanılabilinir. Bir senfonide her aletin diğerleriyle uyum içinde çok sesli müzik yapması gibi hava, su, karanın unsurları ve hayat ahenkle işleyen Dünya sistemini meydana getiriyor.” (2)

Mesela, Dünya atmosferindeki gazların oranını değiştirebilecek birçok etken olmasına rağmen, atmosferin dengeli bir gaz karşımı var. Metan, CO2 gibi ısıyı atmosferde tutan sera gazlarının etkisi olmasaydı, dünyanın ortalama sıcaklığının eksi on sekiz derece olacağı hesaplanıyor. Peki, bu gazlar fazla olsaydı? Venüs’ün atmosferi yüzde 96.5 karbondioksitten oluşuyor; (3) ortalama yüzey sıcaklığı yaklaşık 460 derece. (4) Dünya’nın atmosferindeki karbondioksit oranı yüzde 0,036 civarındayken, karbondioksitten çok daha güçlü bir seragazı olan metanın atmosferdeki oranı yüzde 0,00017. Seragazı nitröz oksit, karbondioksitten yaklaşık üç yüz kat daha güçlü ama, atmosferdeki oranı metanınkinden de düşük: Yüzde 0,00003. (5)

Düşünün ki, yanardağlardan çıkan SO2'nin bile havadaki metana etkisi var. Yanardağ patlamalarıyla açığa çıkan SO2, metan üreten bakterilerin çoğalmasını engelliyor ve atmosferdeki oranının düşmesine neden oluyor. Bazı bakteriler ise metanla besleniyor. Yeni Zelanda’nın Rotorua kenti yakınındaki jeotermal alanda bu özellikte bakteriler keşfedildi. (6) Yanardağ patlamaları, bitkisel planktonları demirle besleyip daha çok üremelerine yol açarak atmosferdeki karbondioksit miktarını da dolaylı olarak etkiliyor. Yüzey sularında yaşayan bu mikroorganizmalar gözle görülemeyecek kadar küçük. (7) Fakat denizlerde ve okyanuslarda trilyonlarcası var; toplu halde uzaydan bile görülüyorlar. (8) Yani, havadaki oksijenin büyük bölümünün kaynağı da bu minik canlılar. (9) Ölüp dibe çöktüklerinde içlerindeki organik karbonun bir kısmı deniz tabanına gömülüyor. Yüzey sularındaki karbondioksit miktarı azalınca atmosferden suya karbon geçişi artıyor.

Prof. Josh West ve doktora öğrencisi Mark Torres, And Dağları’ndaki kayaları inceleyerek sera gazı karbondioksidin atmosferdeki oranını dengede tutan ilginç bir süreci aydınlattı. (10)

Yerkabuğu ve manto tabakasının üst kısmından oluşan, taşküre denilen katman okyanus tabanı ve kıtalarla birlikte hareket eden büyüklü küçüklü parçalara ayrılmış durumda. (11) Bir okyanus levhası başka bir okyanus levhasına ya da kıta levhasına yaklaşırsa, biri diğerinin altına dalıyor. Yavaş yavaş manto tabakasına kayan bu levha derinlere iniyor ve eriyor. Levha hareketleri Dünya’yı sıcak tutan sera gazı karbondioksidi de geri dönüştürüyor. Kimyasal reaksiyonlarla atmosferden yer kabuğuna geçen karbon, yanardağ faaliyetleriyle tekrar atmosfere karışıyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden Prof. Josh West ve meslektaşlarının Nature dergisinde yayımlanan araştırmaları ilginç sonuçlar ortaya koydu. Dağ oluşumları sırasında yüzeye çıkan “taze” kayaların adeta bir sünger gibi atmosferdeki karbondioksidi “emdikleri” uzun zamandan beri biliniyordu. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Önü alınmamış olsaydı bu süreç, Himalayalar gibi büyük dağ sıralarının oluşumları sırasında, birkaç milyon yıl içinde atmosferdeki karbondioksit seviyesini öyle azaltırdı ki, Dünya’yı bitmeyen bir kışa sokardı. Ama böyle olmadı.”

Üniversiteden yapılan açıklamanın devamında, dağ oluşumu sırasında ortaya çıkan kayaların kimyasal ayrışma süreçlerinin benzer bir hızla atmosfere karbondioksit sağladığı ifade edildi. Güney Amerika’nın batı kıyıları boyunca uzanan, yaklaşık yedi bin kilometre uzunluğundaki And Dağları’ndaki kayaları araştıran Prof. West ve doktora öğrencisi Mark Torres, bu kayaların kimyasal ayrışma süreçlerinin önceden tahmin edildiğinden çok daha fazla karbon açığa çıkardığını tespit etti. Bol miktarda bulunan pirit adlı mineralin kimyasal olarak ayrışmasıyla, diğer minerallerden karbondioksit salınmasına neden olan asitlerin ortaya çıktığı belirtiliyor. (12)

Çalışmalarını ünlü akademik dergi Nature’da yayımlayan Bonn Üniversitesi bilim insanları da şu sonuca vardı:

Yerkürenin derinlerinde O2 birikmeseydi, dünya çorak ve hayata elverişsiz olurdu. Araştırma ekibi, birkaç yüz kilometre derinde bulunan majorite adlı mineralin büyük miktarda oksijen depoladığını keşfetti. Levha sınırlarında bulunan dalma-batma zonlarında, kayan yerkabuğuyla birlikte demir oksit de derinlere taşınıyor. Demir oksitin yapısındaki oksijen, yüksek basınç ve sıcaklık altında bu mineralin bileşeni haline geliyor. Majorite minerali, O2 asansörüne benzer olarak; yükseliyor, yeryüzüne yaklaşınca barındırdığı O2'yi salıyor. Bonn Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, salınan O2'nin H2 ile birleşerek su da oluşturduğu belirtiliyor.

DİPNOT:
(1) Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Mektubat, Yirminci Mektup İkinci Makam İkinci Kelime s.328 Kısmen günümüz Tükçe'siyle İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(2) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(3) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(4) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(5) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(6) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(7) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(8) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(9) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(10) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(11) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

(12) İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!

ALINTI: İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize veya yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
 
Üst